Burada konuşamayız. Akşam sekizde çatı katındaki eski depoya gel. Ama aileni arama.”
Bu son cümle her şeyi değiştirdi. Bir yabancının sözüyle annemden babamdan şüphelenmek istemiyordum. Kendi daireme döner dönmez annemi aradım.Anne, İdil diye bir komşumuz var. Onu eskiden tanıyor muydunuz?”
Hattın diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu. Sonra annemin sesi titredi.
“Onun evine girdin mi?”
“Evet. Ne oluyor?”
“Kapını kilitle. Babanla hemen dönüyoruz.”
“Anne, bana açıklama yap!”
Telefon kapandı.İlk kez çocukluğumdan beri bildiğim ev bana yabancı geliyordu. Babamın çalışma odasına girdim. Kilitli çekmecenin anahtarı her zamanki gibi kitaplığın üstündeydi. İçeride banka belgeleri, eski faturalar ve üzerinde adım yazılı ince bir zarf buldumZarfın içinde bir doğum belgesi vardı. Benim doğum tarihim doğruydu, hastane de öyle. Ama annemin adının yazması gereken yerde başka biri görünüyordu: İdil Aksoy.