G-892JKVGF0C

Beş Yıl Önce Kocamı ve Üç Oğlumu Kaybettim

Gün doğduğunda en büyük kızım Beril mutfağa geldi. Gece boyunca ağladığımı anlamıştı. Notu gösterince yüzü bembeyaz oldu. “Demek yaşıyorlar,” diye fısıldadı. Bu ihtimal kalbimi yerinden çıkaracak kadar güçlüydü. Fakat elimizdeki kâğıt, beş yıl önce yazılmıştı. Hayatta olduklarını kanıtlamıyordu. Bunu söylemek bana acı verdi. Beril sandalyeye çöktü. Sonra çantasından bir defter çıkardı. “O zaman önce belgeleri bulalım,” dedi. Kardeşlerini korumak için yıllardır taşıdığı sertliğin altında, hâlâ babasını bekleyen bir çocuk vardı.Kazanın dosyasını tuttuğum çekmeceyi açtık. Klasörün arasında cenaze belgeleri, gazete kupürleri ve Tarık’ın verdiği birkaç fotokopi bulunuyordu. O günlerde hiçbir satırı sorgulamamıştım. Şimdi farklı bir ayrıntı gördük. İlk ihbarın saatiyle otomobilin bulunduğu saat arasında dört saat vardı. Raporda bölgede başka yapı bulunmadığı yazıyordu. Oysa Selim’in notu bir kulübeden söz ediyordu. Beril, haritadaki eski orman işletmesini işaretledi. Araştırmayı kendi başımıza yürütmek yerine, başka bir ilçedeki savcılığa başvurmayı önerdiKabul ettim. Bu mesele yalnızca ailemizin acısı değildi.

Başvurumuzu alan görevli, notu tutanakla teslim aldı. Elimizdeki belgeleri incelemesi için bizi bir avukata yönlendirdi. Avukat Esen Hanım, önce bütün dosyanın görülmesi gerektiğini anlattı. “Bu not önemli olabilir,” dedi, “ama size kesin bir sonuç vaat edemem.” O cümle beni şaşırtıcı biçimde rahatlattı. Beş yıl önce herkes kesin konuşmuş, benden yalnızca kabullenmemi istemişti. Şimdi biri gerçeği bulmanın zaman alacağını söylüyordu. Eve döndüğümüzde İnci masaya beş bardak koymuştu. Kardeşleriyle birlikte bekleyecekti. İlk defa bu yükü yalnız taşımadığımı hissettim.


İki gün sonra Tarık telefon etti. Başvurumuzdan haberdar olmuştu. Sesi alışılmadık derecede yumuşaktı. “Eski yaraları açmanın kızlara faydası olmaz,” dedi. Notu nereden bulduğumuzu sordu. Ona ayrıntı vermedim. Görüşmeyi kısa tuttum. Ardından Esen Hanım’a haber verdim. Tarık’ın araması suçlu olduğunu kanıtlamıyordu, fakat beni vazgeçirmeye çalışması kayda geçmeliydi. O gece kapımız çaldığında kalbim hızlandı. Gelen, komşumuzun getirdiği çorbaydı. Yıllardır sıradan bir kapı sesinin bile içimde nasıl bir korku taşıdığını ilk kez fark ettim.


Dosyadaki fotoğraflar incelendiğinde, otomobilin arka koltuklarında çocuklara ait çantaların bulunmadığı görüldü. Bu ayrıntı tek başına hiçbir şeyi çözmüyordu. Fakat soruşturmacılar, eski orman işletmesinin bekçisini buldular. Emekli bekçi Hakkı Bey, fırtına gecesini hatırlıyordu. Selim’in üç çocukla kulübeye sığındığını söylemişti. Sonra bir polis aracı gelmiş, baba tek başına dışarı çıkmıştı. Çocuklar bir süre daha içeride kalmıştı. Bekçi yardım istemek için telsiz ararken elektrik kesilmişti. Döndüğünde kulübe boştu. Bu ifadeyi yıllar önce verdiğini, dosyada bulunmadığını öğrenince şaşırmıştı.
Reklamlar