Üç hafta önce hayatımın en mutlu gününü yaşadığımı sanıyordum. Düğünümüz sade olmuştu. Mahalleden birkaç komşu, yıllardır beni yalnız bırakmayan dostlarım ve Yalçın'ın yıllar sonra yeniden kurabildiği küçük çevresi yanımızdaydı. O gece ise bana söylediği o cümle, bütün mutluluğumun üzerine gölge düşürdü.Adını duyunca sakin kalamayacağını biliyorum," dedi.
Başını eğdi.
"Bu kişi... ağabeyin Kemal."
Bir an nefes alamadım.
"Kemal mi?" diye fısıldadım.
Yalçın başını ağır ağır salladı.
"Ben sana ulaşmaya çalıştım. Hem de defalarca."
İçimde yıllardır sessiz duran bütün acılar aynı anda ayağa kalktı.
Ağabeyim Kemal, babam öldükten sonra bana hem ağabeylik hem babalık etmişti. Evlenmiş, başka şehre taşınmış ama her bayram arayıp halimi sorardı. Onun bana bunu yapabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi.
Yalçın derin bir nefes aldı.