Lise aşkımla vedalaşırken mezuniyet elbisemi yalnızca onun için saklayacağıma dair söz vermiştim. O söz uğruna tam elli beş yıl bekledim. Sonunda kapımı çalıp geri döndü, evlendik... Ama düğün gecesi anlattıkları, beklediğim mutlu sonu bir anda kabusa çevirdi.
Evimde en uzun zamandır duran eşya eski eşyalar değildi.
Tavan arasında sakladığım mezuniyet elbisemdi.
Onu yıllarca büyük bir özenle korudum.
1969 yılında Yalçın ile mezuniyet balosuna birlikte gitmiştik.
İki hafta sonra askere gitmek üzere benden ayrıldı.
Gitmeden önce son gecemizi kasabanın tepesinde geçirdik.
Elbiseme bakıp gülümsedi.
"Bir gün bunu benim için yeniden giy," dedi.
"Bekleyeceğim," dedim.
Sonra yollarımız ayrıldı.
Aylar sonra kaybolduğu haberi geldi.
Yıllar geçti.
İnsanlar evlendi.
Aile kurdu.
Torun sahibi oldu.
Ben ise her bahar tavan arasına çıkıp elbisemi havalandırarak yeniden yerine koydum.
Çevremdekiler artık vazgeçmem gerektiğini söyledi.
Ama ben umudumu hiç kaybetmedim.
Elli beş yıl sonra kapım çaldı.
Karşımdaki yaşlı adamın gözlerini ilk bakışta tanıdım.
"Bunca yıl seni aradım," dedi.
Üç hafta sonra sonunda evlendik.
Gece herkes gittikten sonra sessizce yanıma oturdu.
Yüzüğünü çıkarıp uzun süre avucunda tuttu.
Sonra bana bakarak, "Sana anlatamadığım bir sır var," dedi.
"Elli beş yıl boyunca senden uzak kalmamın gerçek sebebi bu değildi."
Derin bir nefes aldı.
"Ben yıllar önce geri dönmüştüm... Ama biri bizi bilerek birbirimizden uzak tuttu."
Sonra ağzından çıkan isim, hayatım boyunca inandığım her şeyi yerle bir etti.. Hikayenin Tamamı ilk yorumda ��