Kapıyı araladığımda yüzüme çarpan serin koridor havası ile onun telaşlı nefesi birbirine karıştı.
“İyi akşamlar Leyla Hanım,” dedi, sesi alışılmış sakinliğinden uzaktı, hafifçe titriyor ama bir o kadar da yakıcı bir vurgu taşıyordu.
“Rahatsız etmek istemezdim ama üst kattaki banyonun tesisatında bir sızıntı var sanırım, aşağıya, sizin tavana sızıp sızmadığını kontrol etmem gerekiyor. Acil bir durum olabilir.”Bu sıradan gerekçe, gözlerindeki o derin, tedirgin edici yoğunlukla birleştiğinde kalbimin aniden hızlanmasına neden oldu. Uzun zamandır kapımı çalan, içeriye adım atan kimse olmamıştı. Tereddütle geriye çekilip kapıyı tamamen açtım. “Tabii, buyrun lütfen.”
İçeri girdiğinde, evin havası bir anda değişti. Uzun süredir sadece anılarla ve soğuk eşyalarla paylaştığım bu mekân, birdenbire canlı, sıcak ve yabancı bir erkeğin varlığıyla dolup taştı.
Üzerindeki yağmur kokusu, sedir ağacı ve hafif bir tütün esansı salonun durgun havasını yardı geçti. Banyoya doğru yönelirken arkasından yürüdüm; her adımı, zemin tahtalarının gıcırtısı ve aramızdaki daralan mesafe içimde aylardır, belki de yıllardır uyuyan karanlık bir heyecanı tetikliyordu.