Ben saçlarımı çok uzatacağım, sonra onlardan sana peruk yapacaklar. O zaman Tonton gibi kel kalmak zorunda kalmazsın." Lale ona baktı. "Söz mü?" "Söz," dedi Arda. Ve bunu çocukların bir şeye söz verdiği gibi, tüm kalbiyle ve en ufak bir şüphe duymadan söyledi. Ekran karardı. "Ben saçlarımı çok uzatacağım ve onlardan sana peruk yapacaklar." Ayağa kalktım ve misafirlere her şeyi anlattım: Lale’nin hastalığını, dökülen saçlarını, Arda’nın verdiği sözü... O bukleleri aylardır, kız kardeşine peruk yapılabilsin diye uzattığımızı anlattım. Ve Berrin’in, sırf Arda’nın yüzüne dökülen o altın sarısı saçları sevmediği için okula gidip ne yaptığını... Odaya ağır bir sessizlik çöktü. Murat’ın kız kardeşi ihtarnameyi eline aldı ve yüksek sesle okudu. Bitirince masanın tam ortasına bıraktı ve hiçbir şey söylemedi. Ayağa kalktım ve misafirlere her şeyi anlattım. Birkaç misafir dönüp Berrin’e baktı. Ama kimse konuşmadı. Berrin, kararmış televizyon ekranına bakıyordu; her zamankinden daha küçük ve çökmüş görünüyordu. Masanın diğer ucundan biri fısıldadı: "Lale’nin durumunu bilmiyor muydu?" Murat’ın erkek kardeşi başını yavaşça salladı. "Lale’yi hepimiz biliyorduk. Sadece Arda’nın saçlarını onun için uzattığını bilmiyorduk." Berrin’in sesi bir fısıltı gibi çıktı. "Ben... Ben bilmiyordum." Yemekten sonra misafirler sessizce ayrılmaya başladı, çıkarken bana sarıldılar. Murat’ın kız kardeşi elimi sıkıca tuttu