G-892JKVGF0C

Oğlumun görebileceğiniz en güzel altın sarısı bukleleri vardı.

Oğlumun görebileceğiniz en güzel altın sarısı bukleleri vardı. Kayınvalidem aylardır onlardan şikayet edip duruyordu. Geçen Perşembe, bu konuda bir adım attı. O buklelerin aslında ne anlama geldiği hakkında en ufak bir fikri yoktu ve Pazar yemeğinde başına ne geleceğinden de habersizdi. Beş yaşındaki oğlum Arda’nın, koştuğu zaman ışığı yakalayan altın sarısı bukleleri var. Benim için onlar dünyadaki en mükemmel şeydi. Kayınvalidem Berrin için ise belli ki çözülmesi gereken bir problemdi. Berrin’in erkek çocuklarının nasıl görünmesi gerektiği konusunda her zaman çok katı fikirleri olmuştur. Arda’yı her gördüğünde yorum yapıp duruyordu. Görünüşe göre bu saçlar, halledilmesi gereken bir meseleydi. Sürekli şöyle kırıcı şeyler söylerdi: "Kız çocuğu gibi görünüyor." "Erkek çocuğunun saçı böyle olmaz." Kocam Murat, her seferinde onu sustururdu: "Anne, Arda’nın saçları tartışmaya açık değil." Berrin sadece gergin bir şekilde gülümser ve konuyu değiştirirdi. O gülümseme, aslında hiçbir şeyi akışına bırakmadığı anlamına geliyordu. "Kız çocuğu gibi görünüyor." Geçen Perşembe normal bir gün gibi başlamıştı. Arda’yı sabah 08:15’te anaokuluna bıraktım, kıvırcık saçlarının tepesinden öptüm ve kızım Lale dinlenirken mutfak masasında çalışmak üzere eve döndüm. Öğle vakti telefonum çaldı. Okul sekreteri arıyordu. "Merhaba hanımefendi. Kayınvalideniz yaklaşık bir saat önce ailevi bir acil durum nedeniyle Arda’yı aldı. Her şeyin yolunda olduğunu teyit etmek istedik." Öğle vakti telefonum çaldı. Telefonu kulağıma bastırmış halde donakaldım. Sekretere teşekkür edip kapattım ve hemen Berrin’i aradım. Cevap yoktu. Tekrar aradım. Bir daha aradım. Bir saat geçti. Sonra iki. Telefonu iki elimle tutmuş, ön pencerenin kenarında oturup garaj yolunu izledim. Berrin’in arabası nihayet içeri girdiğinde, o daha motoru durdurmadan dışarı koştum.
Reklamlar