G-892JKVGF0C

Herkes Ondan Umudu Kesti:

Nadire, odadan çıktığında koridorda Saffet’i buldu. Adam şapkasını elinde çeviriyordu.

“Biz senin yıllarca burada tek başına neler çektiğini görmedik,” dedi. “Sana yalnızca ihtiyaç duyduğumuzda geldik.”

Nadire uzun bir sessizliğin ardından karşılık verdi.

“İnsan bazen bir kapıyı açmak için yıllarca bekler, Saffet. Önemli olan bundan sonra o kapıyı kimsenin yüzüne kapatmamak.”

Aradan haftalar geçti. Jandarma, taş evdeki defteri ve belgeleri buldu. Şakir ile birlikte sahte satışlara karışan kişiler hakkında soruşturma açıldı. Köylülerin meraları ellerinden alınmadı.

Rıza da yavaş yavaş ayağa kalktı. İlk iş olarak Nadire’nin kapısına geldi. Yanında ne para ne de hediye vardı. Elinde, yaylada açan küçücük mor çiçeklerden bir demet tutuyordu.

“Bana hayatımı geri verdin,” dedi.

Nadire çiçekleri aldı.

“Ben yalnızca elimden geleni yaptım. Seni yaşatan, pes etmemen oldu.”

Rıza başını iki yana salladı.

“Hayır. Herkes benden vazgeçtiğinde sen vazgeçmedin. Ben de artık insanların senin hakkında söylediklerine sessiz kalmayacağım.”

O bahar Çamlıdere’de boş duran eski okul binası onarıldı. Doktor Ferit’in desteğiyle küçük bir sağlık odası açıldı. Nadire, mesleki yetkisi çerçevesinde orada hastalara bakım desteği vermeye, yaralıların hastaneye ulaştırılmasına yardımcı olmaya başladı.

Açılış günü kalabalığın arkasında, aylar önce onunla alay eden adam duruyordu. Yanına yaklaşarak mahcup bir sesle özür diledi. Nadire yalnızca başını salladı. Affetmek, söylenenleri hiç yaşanmamış saymak değildi; artık onların ağırlığını taşımamayı seçmekti.

Rıza o gün duvara asılacak tabelayı getirdi. Üzerinde kocaman harflerle “Nadire Aksu Sağlık ve Dayanışma Odası” yazıyordu.

“Buna gerek yoktu,” dedi Nadire.Vardı,” diye karşılık verdi Rıza. “Çünkü bazı insanların adı, onları küçümseyenlerin sözlerinden daha uzun yaşamalı.”

Nadire kapının önünde durup içeri dolan insanlara baktı. Yıllarca bu kasabada görünmez gibi yaşamıştı. Şimdi kimse ona acıdığı için değil, ona güvendiği için geliyordu.

Rıza elini uzattı. Nadire de tuttu. Dağlardan eriyen karların sesi duyuluyordu. Bir zamanlar ölüm taşıyan kış geçip gitmişti.

Nadire sonunda şunu anlamıştı: İnsanların gözünde değerli olmak için onların onayını beklemek gerekmiyordu. Bir insanın gerçek büyüklüğü görünüşünde, ününde ya da gücünde değil; en zor anda başkasının hayatına uzattığı elde saklıydı.
Reklamlar