G-892JKVGF0C

Herkes Ondan Umudu Kesti:

Doktor Bey, dışarı çıkın!” diye bağırdı Saffet.

Şakir geri çekildi. Kapıya ulaşınca dönüp Nadire’ye baktı.

“Sen bu işe karıştığına pişman olacaksın.”

Gittiğinde odanın içi sessizleşti. Nadire o anda ilk kez kendi korkusunu hissetti. Çünkü bu tehdit, yıllar önce işittiği başka bir tehdide korkunç biçimde benziyordu.

On iki yıl önce İstanbul’da bir hastanede hemşire olarak çalışıyordu. Bir ameliyatta yapılan ağır bir hatayı rapor etmişti. Hastane yönetimi, sorumluluğu ona yüklemeye çalışmıştı. Nadire imza atmayı reddedince görevinden uzaklaştırılmış, hakkında asılsız söylentiler çıkarılmıştı. Hasta sonunda kurtulmuştu ama Nadire’nin mesleki itibarı parçalanmıştı.


Çamlıdere’ye bu yüzden dönmüştü. Kimse onun geçmişini sormamış, yalnızca görünüşüyle uğraşmıştı. Kendisi de açıklamaya çalışmamıştı.

Akşam yaklaşırken Turgay,dikkatle muayene etti. Nadire’nin anlattıklarını dinledi, uyguladığı bakımı gözden geçirdi.

“Durumu hâlâ çok ciddi,” dedi. “Hastaneye ulaştırabilirsek şansı var.”

Nadire yorgun gözlerle başını salladı.

“Onu buraya getirmek için değil, yaşatmak için uğraştım.”

Ferit, Nadire’nin yüzüne uzun uzun baktı.

“Soyadınız Aksu mu? İstanbul’daki hemşire Nadire Aksu siz misiniz?”

Nadire donakaldı.

“Beni nereden tanıyorsunuz?”

“O olayla ilgili raporu okumuştum. Sonradan gerçek ortaya çıktı. Hastane sizi akladı ama o zamana kadar ayrılmıştınız.”

İlk kez odadaki herkes, alay ettikleri kadının kim olduğunu öğreniyordu.

Tam sedyeyi hazırladıkları sırada dışarıdan silah sesi duyuldu. Ardından bir at kişnedi. Turgay pencereye koştu.

“Şakir! Yanında iki adam var. Atların bağlarını kesiyorlar!”

Saffet dışarı fırladı. Nadire, sağlık görevlilerinin Rıza’yı korumasına yardım etti. Kapının önünde boğuşma sesleri yükseldi. Birkaç dakika sonra Saffet ile Turgay, Şakir’i kollarından tutarak içeri getirdi. Diğer iki adam kaçmıştı.

Şakir’in paltosundan bir anahtar düştü. Rıza o sırada gözlerini araladı. Doktoru görünce bütün gücünü toplayarak konuştu.

“Taş evin… kapısı…”

Nadire anahtara baktı. İlyas cebindeki tüpü çıkarıp Ferit’e uzattı. İçinden rulo yapılmış, rutubetten korunmuş küçük bir kâğıt çıktı. Kâğıtta yayla arazilerinin ada numaraları ve birden fazla sahte satışın tarihleri yazılıydı. En altında Şakir’in imzası bulunuyordu.
Reklamlar