G-892JKVGF0C

Oğlum. Teklifini reddeden annesine öyle bir şey yaptı ki ayrıntılar

Yıllardır görmezden geldiğim gerçeği artık saklamamaya hazırlanıyordum.”

O sabah yemek masasının üzerine yalnızca kahvaltı koymamıştım. Porselen tabakların yanına üç zarf, bir anahtar ve küçük bir ses kayıt cihazı yerleştirmiştim. En önemlisi de pencerenin önündeki sandalyeyi boş bırakmıştım. Çünkü o sandalyeye oturacak kişi, oğlumun asla görmeyi beklemediği biriydi.

Saat dokuzu on geçe merdivenler gıcırdadı. Oytun eşofmanıyla aşağı indi. Yanağımda beliren morluğu görür görmez gözlerini kaçırdı ama bir özür dilemedi. Masadaki sucukları, krepleri ve çayı görünce rahatladı.

“Demek sonunda akıllandın,” dedi. “Bana karşı çıkmayınca her şey ne güzel oluyor, değil mi?”

Cevap vermedim. Yemek odasına geçmesini işaret ettim. İçeri adım attığında gülümsemesi silindi.

Pencerenin önündeki sandalyede babası Turgay oturuyordu.

Oytun’un bakışları önce babasına, ardından masadaki zarflara kaydı. “Bu ne saçmalık?” diye bağırdı.

Turgay ayağa kalkmadı. “Annen dün gece beni aradı.”

Oğlumun yüzü bembeyaz oldu. “Beni şikâyet mi ettin?”

“Bana vurduğunu anlattım,” dedim.

“Bir kere oldu! Abartmayın!”

Turgay sandalyesinden kalktı. “Bir kere bile fazla.”

Oytun kapıya yöneldi. Tam o sırada sokakta duran otomobili gördü. İçinde teyzesi Necla vardı. Onu destek için çağırmıştım. Herhangi bir kavga çıkarsa kapıdan uzaklaşacak, gerekirse polisi arayacaktı. Evde kimsenin beni kurtarmak için oğlumla dövüşmesini istemiyordum.

“Bana tuzak kurmuşsunuz,” dedi Oytun.

“Hayır,” dedim. “İlk kez bir gerçeği hep birlikte konuşacağız. İstersen çıkabilirsin. Ama artık eskisi gibi burada yaşamayacaksın.”

Masadaki ilk zarfı uzattım. İçinde son iki yılda ona gönderdiğim paraların dökümü vardı. Altını çizdiğim toplam, benim aylarca biriktiremediğim kadar büyük bir meblağdı.

Oytun kâğıtları buruşturdu. “Annelik yaptığın için fatura mı kesiyorsun?”

“Hayır. Kendime gerçeği göstermek için bunları çıkardım.”

İkinci zarfı Turgay açtı. Onun içinde de banka transferleri bulunuyordu. Şubat ayında, mart ayında, haziranda… Turgay, oğlumuza düzenli olarak para göndermişti. Üstelik Oytun bunların hiçbirini bana söylememişti.

“Geçen ay senden araba sigortası için para istedi,” dedi Turgay. “Aynı gün benden de aynı gerekçeyle para aldı.”

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Oytun’un gözlerinde şaşkınlık değil, yakalanmış olmanın öfkesi vardı.

“İkiniz de beni anlamıyorsunuz! İş bulmak kolay mı sanıyorsunuz?”

“İş bulmanın zor olduğunu biliyorum,” dedim. “Ama yalan söylemek senin seçimin. Dün gece bana vurmak da öyle.”

“Beni sinirlendirdin!”

“Hayır, Oytun. Öfkeni yönetmek senin sorumluluğun.”

Bir an sessizlik oldu. Ardından oğlum üçüncü zarfı kaptı. İçinden evin anahtarının teslimine ve eşyalarının alınmasına ilişkin hazırladığım yazılı bildirim çıktı. Bir avukatla görüşüp yasal süreci başlatacaktım. O zamana kadar evde yalnız kalmayacak, güvenliğimi sağlayacaktım.
Reklamlar