Eski, kararmış, ağır bir anahtar.
“Bu da avlunun arkasındaki taş evin anahtarı.”
Suna sordu:
“Orada ne var?”
Kadir’in yüzündeki ifade değişti.
“Öğrenmenizi istemediğim şeyler.”
İçimde merakla korku birbirine karıştı.
“Öyleyse neden anahtarını bize veriyorsunuz?”
Kadir birkaç saniye sustu.
Sonra bize doğru yaklaştı.
O kadar yakındı ki üzerindeki sabunun ve tütünün birbirine karışmış kokusunu hissedebiliyordum.
Sesi alçaldı.
“Çünkü bu evde sizden bir şey saklamak istemiyorum.”
Suna dudaklarını birbirine bastırdı.
“İki kadınla aynı anda evlenmenin açıklaması da o evde mi?”
Kadir’in çenesi gerildi.
“Evet.”
Bu kez ben ayağa kalktım.
“Bize şimdi anlatın.”
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü duyduklarınıza inanmayacaksınız.”
Odada sessizlik oldu.
Sonra Kadir dönüp kapıya yürüdü.
Tam çıkacakken arkasına bakmadan konuştu.
“Bir şey daha… Gece yarısından sonra konağın kuzey tarafına gitmeyin.”
Kapı kapandı.
Suna bana döndü.
“Şimdi kesinlikle gideceğiz.”