Pencerenin önünde durup nefes almaya çalıştım.
Elbisemin yakası boğazımı sıkıyor gibiydi.
Bir süre sonra kapı hafifçe tıklandı.
Suna’ydı.
“Yalnız kalamadım,” dedi.
Onu içeri aldım.
Yatağın kenarına yan yana oturduk.
İkimiz de birbirimize yabancıydık ama o anda dünyada birbirimizi en iyi anlayan iki kişi bizdik.
“Bize neden ikimizi birden seçtiğini biliyor musun?” diye sordu.
Başımı salladım.
Tam cevap verecekken koridorda ağır adımlar duyuldu.
Suna’nın parmakları koluma kapandı.
Kapı açıldı.
Kadir Ağa içeri girdi.