Sonra kapıya baktı. “İçeri gel.” Odanın içine adım attığımda daha da tuhaf ayrıntılar fark ettim. Bir köşede paketlenmiş oyuncaklar vardı. Başka bir masada çocuk pijamaları, kitaplar, boya kalemleri ve küçük sırt çantaları duruyordu. Duvarın diğer tarafında ise zarflar asılıydı. Her birinin üzerinde bir çocuk ismi yazıyordu. “Burası ne?” Şimal derin bir nefes aldı. “Bunu sana söylememem gerekiyordu.” “Ne demek söylememen gerekiyordu?” “Çünkü söz verdim.” “Kimse sana kocandan gizli bir depoda gece yarısına kadar oturmanı şart koşamaz.” Şimal gözlerini bana çevirdi. “Bunu hastane yapmıyor.” O cümle beni daha da tedirgin etti. “Kim yapıyor o zaman?” Şimal sandalyelerden birini çekti. “Otur.” “Oturmayacağım.” “Lütfen.”