KARIM EVE DÖRT SAAT GEÇ KALDI VE TELEFONU DOĞRUDAN SESLİ MESAJ SERVİSİNE DÜŞÜYORDU. SON ÇARE OLARAK KONUM TAKİP UYGULAMASINI AÇTIM — AMA GİTTİĞİM YERDE ONU NE YAPARKEN GÖRDÜĞÜMÜ ANLADIĞIMDA NEFES ALMAYI UNUTTUM.Fakat odanın ortasında, çevresindeki her şeyi unutmuş gibi büyük bir dikkatle yaptığı şeye gözüm iliştiği anda olduğum yerde donup kaldım.” Şimal, büyük bir ahşap masanın başında oturuyordu. Ama önünde ne tıbbi malzemeler vardı ne de gizlice buluştuğu bir adam. Masanın üzerinde onlarca çocuk fotoğrafı, hastane bileklikleri, küçük not kâğıtları ve üzerinde isimler yazılı dosyalar duruyordu. Duvarın tamamıysa iplerle birbirine bağlanmış fotoğraflarla kaplıydı. İlk anda neye baktığımı anlayamadım. Sonra fotoğraflardan birindeki küçük kızı tanıdım. Yaklaşık iki ay önce Şimal bana ondan söz etmişti. Adı Yaren’di. Sekiz yaşındaydı. Uzun süredir hastanede tedavi görüyordu ve ailesinin maddi durumu çok kötüydü.