G-892JKVGF0C

KIZIM EVE SİMSİYAH GİYİNMİŞ,

KIZIM EVE SİMSİYAH GİYİNMİŞ, DÖVMELİ VE GÖZLERİNE SİYAH KALEM ÇEKMİŞ SOLGUN BİR GENÇ GETİRDİ — KOCAM ONU GÖRÜR GÖRMEZ EVİMİZDEN KOVDU. AMA GENÇ TELEFONUNU MASAYA BIRAKINCA KOCAMIN YÜZÜ BEMBEYAZ OLDU.

Kızım Duru on sekiz yaşındaydı ve o geceye kadar eve hiçbir erkek arkadaşını getirmemişti.

Bu yüzden akşamüstü bana,

“Anne, lütfen ona iyi davranın. Ben ondan gerçekten hoşlanıyorum,”

diye mesaj attığında gülümseyip söz verdim.

Bir süre sonra kapı açıldı.

Duru’nun yanında oldukça zayıf, solgun yüzlü bir genç duruyordu.

Omuzlarına kadar uzanan siyah saçları, kollarındaki dövmeleri, siyaha boyanmış tırnakları ve gözlerinin çevresindeki koyu siyah kalemiyle alıştığımızdan oldukça farklı bir görüntüsü vardı.

Ama yüzündeki gergin ifadeye rağmen son derece kibar görünüyordu.

“Anne, baba, bu Baran...”

Duru daha cümlesini tamamlayamadan kocam Tuncay öyle hızlı ayağa kalktı ki sandalyesi parke üzerinde sertçe geriye sürüklendi.

“Hayır.”

Duru olduğu yerde dondu.

“Ne demek hayır?”

“Bu çocuk hemen evden çıkacak.”

Şaşkınlıkla kocama baktım.

Çünkü Tuncay yıllardır kızımıza insanların dış görünüşüne bakarak yargılanmaması gerektiğini öğreten adamdı.

Bu yüzden verdiği tepkinin Baran’ın kıyafetleriyle ya da dövmeleriyle ilgili olmadığı belliydi.

“Baba, çocukla daha tek kelime konuşmadın bile!”

Tuncay’ın sesi bu kez daha sert çıktı.

“Duru, söyledim. Gidecek.”

Baran tartışmadı.

Kapıya da yönelmedi.

Sadece kocama uzun uzun baktı.

Garip olan, yüzündeki şaşkınlığın yavaşça kaybolmasıydı.

Sanki Tuncay’ın vereceği tepkiyi zaten tahmin etmiş gibiydi.

Salonda birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı.

Sonra Baran elini cebine götürüp telefonunu çıkardı.

Duru hemen koluna dokundu.

“Baran, ne yapıyorsun?”

Genç cevap vermedi.

Telefonunda birkaç yere dokundu, ardından ağır adımlarla yemek masasının yanına gelip telefonu ekranı açık şekilde Tuncay’ın önüne bıraktı.

Bulunduğum yerden ekranda ne olduğunu göremiyordum.

Ama kocam görüyordu.

Tuncay’ın yüzündeki bütün renk bir anda çekildi.

Az önce öfkeden kızarmış olan adam şimdi kireç gibi olmuştu.

Telefon ekranına birkaç saniye boyunca gözlerini kırpmadan baktı.

Sonra kısık bir sesle,

“Bunu kaldır,”

dedi.

Baran kıpırdamadı.

Ben masaya doğru yürüdüm.

“Allah aşkına, burada neler oluyor?”

Ekranı görebilmek için yaklaşmıştım ki Tuncay telefonu bir anda kaptı ve ekranı masaya gelecek şekilde ters çevirdi.

Bu hareketi beni daha da şüphelendirdi.

“Tuncay, telefonda ne var?”

Kocam cevap vermedi.

Duru da artık ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Baran ise gözlerini ilk kez Tuncay’dan ayırıp bana çevirdi.

Yüzündeki gerginlik gitmişti.

Yerine yıllardır içinde tuttuğu bir gerçeği sonunda söylemeye karar vermiş birinin ifadesi gelmişti.

Sonra oldukça sakin bir sesle şöyle dedi:

“Bence bana neden gitmem gerektiğini sormayın.”

Kısa bir an durup masadaki ters çevrilmiş telefonu işaret etti.

“Asıl kocanıza, o ekrandakileri sizin görmenizden neden bu kadar korktuğunu sorun.”

O anda Tuncay’ın ellerinin titrediğini fark ettim.

(Sonraki bölümü merak ettiğinizi biliyorum, bu yüzden lütfen sabırlı olun ve aşağıdaki yorumlarda okumaya devam edin. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı anlayışınız için teşekkür ederiz. Tam hikayeyi görmek için lütfen aşağıya 'EVET' yorumu bırakın ve bize "Beğen" verin.) ��
Reklamlar