Üç yaşındaki kızım Pelin, evimizdeki konsolun üzerinde duran dedesinin fotoğrafını her gün gördüğü için o yüzü anında tanımış ve çocuk aklıyla dedesinin orada “hapsedildiğini” sanarak paniklemişti.
Tarık titreyen bir sesle mırıldandı: “Rüya… Babamın resminin senin vücudunda ne işi var?”
Rüya’nın yirmi yıldır koruduğu o soğuk ve kibirli duruş bir anda yerini büyük bir paniğe ve gözyaşlarına bıraktı. Ellerini birleştirerek fısıldadı: “Lütfen… Lütfen bunu Murat duymasın.”
“Babamın, karısının kaburgalarında başka bir erkeğin yüzünü neden taşıdığını bilmeye hakkı var!” diye çıkıştım.