Babamın iş arkadaşıyla evleneceğimi söylediğim gün, insanların yüzündeki şaşkınlığı hâlâ unutamıyorum. Babamın yıllardır birlikte çalıştığı Cemil Bey benden tam yirmi yaş büyüktü. Ben otuz yaşındaydım, o ise elli. Aramızdaki yaş farkı herkesin dilindeydi ama kimse benim içimde kopan fırtınayı bilmiyordu.
Çünkü Cemil’i ilk başta sadece babamın ciddi, mesafeli ve güvenilir iş arkadaşı olarak görmüştüm. Bana hiçbir zaman sınırını aşan bir bakış bile atmamış, aksine ne zaman aynı ortamda bulunsak benimle sanki babamın kızıymışım gibi saygılı konuşmuştu. Belki de beni ona çeken ilk şey buydu.
Onun yanında kendimi görülmüş, korunmuş ve garip bir şekilde huzurlu hissediyordum.
Babam bu evliliğe ilk başta karşı çıktı.
“Kızım, aranızda yirmi yaş var,” dediğinde ben sadece gülümsedim. “Ben çocuk değilim baba,” diye cevap verdim. Aslında kararımı çoktan vermiştim.
Cemil bana hiçbir zaman büyük vaatlerde bulunmamıştı. Bana pahalı hediyeler alarak ya da güzel sözlerle kendisini sevdirmeye çalışmamıştı. Onun sevgisi sessizdi.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.