O gece aile büyüklerinin isteğiyle olay yeniden incelenmesi için ilgili makamlara taşındı.
Eski dosyalar yeniden açıldı.
Yıllar önce önemsenmeyen bazı ifadeler tekrar değerlendirildi.
Gölde bulunan eski güvenlik kayıtları ve o dönemde alınan tanık beyanları yeniden incelendi.
Uzun süren araştırmalar sonunda olayın yalnızca basit bir kaza olmadığına dair yeni bulgular elde edildi.
Gerçekler tek tek ortaya çıkarken yıllardır taşınan büyük yük de yavaş yavaş hafiflemeye başladı.Mert, psikolojik destek almaya devam etti.
Ancak en büyük değişim, artık korkmadan konuşabilmesiydi.
İlk başlarda sesi titriyordu.
Sonra öğretmenleriyle sohbet etmeye başladı.
Bir süre sonra arkadaşlarıyla gülüp konuştu.
Evimiz yeniden çocuk sesleriyle doldu.
Melis geri gelmeyecekti.
Bunu hiçbir zaman değiştiremezdik.
Ama onun hatırası artık sessizlikle değil, cesaretle yaşayacaktı.Bir yıl sonra yine aynı tarihte aynı sofrada toplandık.
Bu kez masada yalnızca hüzün yoktu.
Mert, kız kardeşinin fotoğrafına uzun uzun baktı.
Sonra bana dönüp gülümsedi.
“Anne,” dedi.
“Melis bizi izliyorsa artık üzülmemizi istemez.”
O an anladım ki bazen iyileşmek, yaşananları unutmak değil; gerçeği kabul edip hayatı yeniden kurabilmektir.
Melis’in anısı ailemizin kalbinde yaşamaya devam etti.
Mert ise yıllarca içinde taşıdığı sessizliği geride bırakarak yeni bir başlangıç yaptı.
Ve ben, yıllar sonra ilk kez oğlumun sesini duyarken, kaybettiğim umudun aslında hiç kaybolmadığını anladım.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.