Herkes ona döndü.
Önce bana baktı.
Sonra anneannesine ve dedesine.
En sonunda gözlerini babasına çevirdi.
Parmağıyla onu işaret etti.
Sekiz yıldır ilk kez dudakları hareket etti.
Ve hayatımızı sonsuza kadar değiştiren cümleyi söyledi.
“Melis suya düşmedi…”
Masadaki herkes donup kaldı.
Babası bir anda rengini kaybetti.
Mert derin bir nefes aldı.
Sanki sekiz yıldır içinde tuttuğu bütün kelimeler aynı anda dışarı çıkmak istiyordu.
“Babam onu itti.”
Odadaki sessizlik tarif edilemezdiKimse nefes bile almıyordu.
Eşim ayağa kalktı.
“Bunlar çocukluk hayalleri.” diyebildi sadece.
Ama Mert bu kez durmadı.
Yavaş ama kararlı bir sesle konuşmaya devam etti.
O gün gölde neler yaşandığını tek tek anlatmaya başladı.
Melis’in babalarına eve dönmek istediğini söylediğini…
Babalarının öfkelendiğini…İkiz kardeşini kolundan sertçe çektiğini…
Sonra da onu dengesini kaybedecek şekilde ittiğini…
Mert, korkudan çığlık atamadığını söyledi.
Babasının diz çökerek gözlerinin içine baktığını ve ona kimseye hiçbir şey söylememesi gerektiğini fısıldadığını anlattı.
“Kaza olduğunu söyleyeceğiz.” demişti.
O günden sonra Mert’in sessizliği aslında korkusuydu.
Konuşursa annesini de kaybedeceğine inanmıştı.
Ben ise gözyaşlarımı tutamıyordum.
Yıllardır cevabını aradığım sorular ilk kez anlam kazanmaya başlamıştı