Mert ve Melis, dünyaya yalnızca on bir dakika arayla geldiler.
İlk doğan Mert’ti.
İkinci doğan ise Melis’ti. Hemşirelerin anlattığına göre daha gözlerini bile açmadan minicik elini uzatmıştı; sanki önce ağabeyini değil, ikizini arıyordu.
İlk beş yıl boyunca birbirlerinden hiç ayrılmadılarCümlelerini birbirlerinin yerine tamamlıyor, aynı odada uyuduklarında daha huzurlu dinleniyor, bazen de sadece göz göze gelerek uzun sohbetler ediyorlardı. Onların arasında görünmeyen ama çok güçlü bir bağ vardı.
Sonra bir gün eşim onları göl kenarına götürdü.Eve yalnızca Mert döndü.Eşim bana, Melis’in kayıp düştüğünü ve güçlü akıntının onu sürüklediğini anlattı. Dakikalarca suyun içinde onu aradığını ama yetişemediğini söyledi.Melis’in cansız bedenine hiçbir zaman ulaşılamadı.
Resmî kayıtlara göre bu, talihsiz bir kazaydı.
Ama o gün sadece kızımı kaybetmedim.
Oğlumu da kaybettim.Mert, Melis’in cenazesinin yapıldığı gün konuşmayı tamamen bıraktı.
Yavaş yavaş değil…