Kız kardeşimle bir yetimhanede ayrıldık

Sonra geçen yıl, her şey değişti.

Kısa bir iş seyahati için başka bir Türk şehrindeydim — özel bir yanı yoktu. Bir akşam, bir markete uğradım. Yorgundum, dalgındım, bisküvi reyonuna doğru gidiyordum.

İşte o an onu gördüm.

Küçük bir kız, iki kutu bisküviyi dikkatle karşılaştırıyordu. Kolunu kaldırdığında, ceketinin kolu geriye sıyrıldı.Bileğinde ince, biraz eğri bir bileklik vardı — kırmızı ve mavi.

Donup kaldım.

Sekiz yaşındayken, el işi kutusundan gizlice kırmızı ve mavi ipler almış, iki tane aynı bileklik örmüştüm.

Biri benim için. Biri Zeynep için.

“Beni unutma diye,” demiştim ona.

Beni götürdükleri gün onu takıyorduKızın yanına yaklaştım.

“Bilekliğin çok güzel,” dedim.

“Annem verdi,” dedi gururla. “Çok özel biri yapmış.”

Elinde bir kutu mısır gevreğiyle bir kadın bize doğru yürüdü.

Onu görür görmez tanıdım.

Gözleri. Yürüyüşü. Etiketleri okurken kaşlarının aldığı o tanıdık şekil.
Reklamlar