G-892JKVGF0C

Kendimden yaşça küçük erkek beni domm... Devamını oku ..

Sıcak bir Temmuz öğleden sonrası, Floransa’nın dar ve taş döşeli sokaklarında zaman adeta durmuş gibiydi. Güneş, eski binanın panjurlarından süzülüp ahşap parkenin üzerine ince, altın sarısı çizgiler çiziyordu. Odada yükselen tek ses, açık pencereden içeri giren hafif rüzgârın kımıldattığı keten perdelerin fısıltısı ve masanın üzerindeki kristal kadehte eriyen buz parçasının tıkırtısıydı.Matteo, çalışma masasının başında oturmuş, Roma’dan getirdiği eski tıp yazmalarının üzerine eğilmişti. Ancak zihni satırlardaki harflerde değil, birkaç adım ötede, divana uzanmış olan Giulia’daydı. Giulia, fildişi rengi ipek bir sabahlığın içinde, fırtına öncesi sessizliği andıran bir durgunlukla kitabını okuyordu. Kumaş, her nefes alışında göğsünün yükselişiyle hafifçe kıpırdıyor, vücudunun kıvrımlarını gizlemek yerine adeta davetkâr bir dille gözler önüne seriyordu.Giulia yavaşça başını kaldırdı. Bakışları Matteo’nun üzerindeydi; bir süredir kendisini izlediğinin farkındaydı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz, meydan okuyan bir tebessüm belirdi. Kitabını yanındaki küçük sehpaya bıraktı. Kumaşın çıkardığı hafif hışırtıyla yerinde kıpırdadı; sabahlığın yakası biraz daha kayarak omuzunu ve pürüzsüz tenini açıkta bıraktı.
Reklamlar