Esimin vefatindan sonra

O an, meselenin bir sırdan çok bir iletişim kopukluğu olduğunu anladım. Yine de içimdeki huzursuzluk geçmedi. “Bundan sonra,” dedim, “her şey açık olacak. Kapılar kilitlenmeyecek. Ve kızımla ilgili tek bir karar, benimle konuşulmadan alınmayacak.”

Ertesi sabah, mutfak masasında üçümüz bir araya geldik. Kızım, fincanını iki eliyle tutmuş, gözlerimizi sırayla inceliyordu. Yeni eşim, diz çöküp onunla aynı hizaya geldi. “Seni korkuttuğumu anlıyorum,” dedi yumuşak bir sesle. “Bunu istemedim. Yanlış yaptım. Seninle konuşmalıydım.”

Kızım bir an sustu, sonra küçük bir cesaretle sordu: “Çatı katı neden kilitliydi?”

“Çünkü ben de korkuyordum,” diye yanıtladı. “Yanlış bir şey yapmaktan. Ama korktuğumda kapıları kapatmak yerine, konuşmam gerekiyordu.”

Bu dürüstlük, odadaki havayı değiştirdi. Kızım başını salladı. “Sesler korkutucuydu,” dedi. “Ama şimdi biliyorum.”

O günden sonra, çatı katı ortak bir alan oldu. Defterler masanın üzerinde kaldı; çizimler kızımın renkli eklemeleriyle çoğaldı. Teyp, akşamları birlikte dinlenen masallar için kullanıldı. Evde kurallar vardı ama nedenleri de vardı. Ödüller değil, birlikte geçirilen zaman değerliydi.
Reklamlar