Aylar sonra, bir iş seyahatinden döndüğümde kızım koşarak geldi. “Babacım,” dedi, “bu sefer sen yokken her şey iyiydi.” Gülümsedim. Yeni eşim mutfaktan seslendi: “Akşam yemeği hazır. Çatı katında yeni bir sürpriz var.”
Yukarı çıktığımızda, duvara asılmış bir takvim gördük. Günlerin üzerine küçük notlar iliştirilmişti: “Konuşma saati”, “Oyun akşamı”, “Birlikte okuma”. En köşede ise bir cümle vardı: “Kapılar açık, kalpler de.”O an anladım ki asıl gizem, kilitli odalarda değil; söylenmeyenlerdeydi. Açıkça konuşmayı seçtiğimizde, korkular yerini güvene bıraktı. Ev, artık sadece büyük bir yapı değil; herkesin kendini duyulmuş hissettiği bir yuva olmuştu.