Onu fark ettiklerinde kızlardan biri sessizce fısıldadı

Baba… mı dedin?

İkizler aynı anda başlarını kaldırdı. Gözleri, yıllardır aradıkları bir limanı bulmuş gibiydi.

— Evet, — dediler neredeyse aynı anda. — Siz bizim babamızsınız.

Adam dizlerinin üzerine çöktü. Toprağın soğuğunu hissetmedi bile. Elleriyle yüzünü kapadı. İçinde yıllardır taşıdığı boşluk, acı bir gerçeğin ışığıyla dolmaya başlamıştı. Karısını kaybetmenin yasını tutarken, aslında ondan geriye kalan en büyük emaneti hiç tanımamıştı.Bana neden daha önce gelmediniz? — diye sordu boğuk bir sesle.

— Annemiz, sizin hazır olmadığınızı söyledi, — dedi kızlardan biri. — Ve biz de… korktuk. Ta ki bugün… onun ölüm yıldönümüne kadar.

Adam başını kaldırdı. Mezara baktı. Taş artık sadece bir kaybı değil, saklanmış bir gerçeği de temsil ediyordu.

Yavaşça kızlara uzandı. Ellerini tuttu. Küçük, soğuk, çamurlu eller… Ama o eller, kalbine sıcaklık yaydı.
Reklamlar