G-892JKVGF0C

Oğlum Evimi Satıp Geleceğini Kurmak İstedi…

Bir süre kardeşinin yanında kaldı.

Can ise her pazar tek başına gelmeye başladı.

İlk haftalarda evin eksiklerini tamamladı. Çivilerin izlerini kapattı, duvarları yeniden maviye boyadı, çizilen parkeleri onardı.

Zamanla sadece tamirat yapmak için değil, birlikte kahve içmek için de gelmeye başladı.

Aylar sonra Elif, aile danışmanlığı şartıyla evliliğe bir şans daha vermeyi kabul etti.Ben ise hayatıma kendi düzenimle devam ettim.

Üst kattaki boş odayı hemşirelik öğrencisi Zeynep’e kiraladım. Aldığım kira evin masraflarına katkı sağladı, ev de yeniden neşelendi.

Can artık her pazar uğruyor.

Eskisi gibi emir vermiyor.

Önce dinliyor, sonra konuşuyor.

Bir gün yemek odasındaki duvara çizilmiş boy ölçülerine baktı.En altta rahmetli babasının yazdığı tarih hâlâ duruyordu.

Parmaklarıyla o yazıya dokundu.

“Beni burada büyüttüğünü unutmuşum anne.” dedi.

Gülümsedim.

“Sonunda hatırladın.”

Can sessizce başını salladı.

“Özür dilerim.”

Omzuna dokundum.Özür önemlidir.” dedim.

“Ama asıl önemli olan, bu dersi bir daha hiç unutmamandır.”

O gün hepimiz şunu öğrendik:

Bir ev yalnızca dört duvardan ibaret değildir. İçinde verilen emek, fedakârlık ve hatıralar onu gerçek bir yuva yapar. Sevgi, miras beklemek değil; emek veren insanın değerini zamanında bilmektir. Bazen bir anne, oğluna bırakacağı en büyük mirası para değil, vicdan ve sorumluluk duygusu olarak bırakır.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar