Otuz yıl boyunca tek bir hedef için yaşadım: Oğlum Can benim yaşadığım zorlukları yaşamasın. Eşim Murat, Can henüz üç yaşındayken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti. O günden sonra hem anne hem baba oldum. Sabahın ilk ışıklarıyla fırında çalışıyor, akşamları temizlik yapıyor, yıllarca tatil yapmadan ve kendimden fedakârlık ederek oğlumu büyütüyordum.Can iyi bir çocuktu. Komşuların poşetlerini taşır, okuldan geç kalınca mutlaka haber verirdi. Üniversite mezuniyetinde bana sarılıp, “Başardık anne.” dediğinde çektiğim tüm sıkıntıları unutmuştum.
Yıllar geçti. Can büyük bir şirkette proje yöneticisi oldu. Eşi Elif ile mutlu bir evlilik kurmuştu. Elif nazik, saygılı ve düşünceli bir gelindi. Ancak yaşadıkları şehirde ev fiyatları her geçen gün artıyordu. Benim yaşadığım küçük Anadolu kasabasında ise arsaların ve evlerin değeri hızla yükselmişti. Pek çok müteahhit kapımı çalıyor, evimi satın almak için teklifler bırakıyordu. Ben ise hepsini geri çeviriyordum. Çünkü o ev sadece bir bina değildi; rahmetli Murat’la kurduğumuz yuvaydı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Bir süre sonra Can, ev hakkında sık sık sorular sormaya başladı. Değerini öğrenmek istiyor, üst kattaki odaları kullanıp kullanmadığımı merak ediyordu. Ben ise bunu yalnızca sohbet sanıyordum.