Köyün zengin ağasına kuma olarak gittik ilk geceden bize yaptığı ilk şey bu oldu..�� Devamını okuKonağın yüksek taş duvarları ardında fısıltılar hiç dinmezdi; fakat bu akşam, vadiden esen serin rüzgar pencerelerdeki tülleri savururken içimde adını koyamadığım bir yangın tutuşmuştu.Ben Gülfem. Yanımdaki ise, çocukluğumdan beri köyün diğer ucundan sessizce izlediğim, bakışlarındaki ateşi hep saklamaya çalışan Mihriban. İkimiz de aynı gün, aynı ikindi vaktinde, avludaki asırlık çınarın gölgesinde kıyılan nikahla bu konağın eşiğini geçtik. Köyün kudretli, dediği dedik ağası Devran Ağa’nın sözü mühür gibi basılmıştı kaderimize.Konağın ilk hanımı, yılların yorgunluğunu gözaltlarındaki derin çizgilerde taşıyan Hatice Hanım, bir zamanlar bu koca mülkün tek hakimiydi. Ancak geniş avluların, kilerlerin, devasa bağların ve bitmek bilmeyen misafir sofralarının ağırlığı artık onun omuzlarını çökertmiştiHastalığı günden güne ilerleyip eli ayağı iş tutamaz olunca, konağın dirlik ve düzeni tehlikeye girmişti. Devran Ağa ise hem bu düzenin bozulmasına tahammül edemeyen hem de toprağı gibi hanesini de daima diri, bereketli ve güçlü tutmak isteyen bir adamdı. Kararını vermiş, bir değil iki genç kadını aynı anda hanesine kuma olarak getirmişti