Anne, bak, yanlış anladın. Seni orada bırakmak istemedim. Sadece biraz sakinleşmeni—”
“Sakinim Koray.”
Sözümü kesmesine izin vermedim.
“Hayatımda hiç bu kadar sakin olmamıştım.”
Araya Aybike’nin sesi girdi.
“Anne, eve dön. Konuşalım.”
Gözlerimi kapattım.
Birkaç saat önce aynı kadın, beni yol kenarında bırakırken tek kelime etmemişti.
“Eve döneceğim,” dedim.
İkisinin de sesi kesildi.
“Ama siz orada olmayacaksınız.”
O akşam avukat aracılığıyla ikisine de resmi bildirim gönderildi.
Ev benimdi.
Şirketin yönetimi bana aitti.
Koray’ın şirketteki bütün yetkileri geçici olarak donduruldu.
Hesap hareketleri için inceleme başlatıldı.
İki gün sonra Koray kapıma geldi.
Bu kez karşısında yol kenarında bıraktığı kadın yoktu.
Nevzat’ın çalışma odasında oturuyordum.
Masanın üzerinde belgeler vardı.
Koray içeri girdiğinde ilk kez gerçekten korkmuş görünüyordu.
“Anne, biz hata yaptık.”
“Hayır,” dedim.
Başını kaldırdı.
“Hata, insanın farkında olmadan yaptığı şeydir. Siz plan yaptınız.”
Aybike ağlamaya başladı.
“Ben istemedim. Koray zorladı.”
Ona baktım.
“Arabada ağzını açtın.”
Başını eğdi.
“Ama hiçbir şey söylemedin.”
Sessizlik odayı doldurdu.
Sonra önlerindeki iki kâğıdı gösterdim.
Biri evden çıkmaları için hazırlanan resmi bildirimdi.
Diğeri ise benim hazırlattığım yeni vasiyetnamenin ilk sayfasıydı.
Koray’ın yüzü bembeyaz oldu.
“Bizi mirastan mı çıkarıyorsun?”
Başımı salladım.
“Henüz karar vermedim.”
Şaşkınlıkla baktılar.
“Çünkü babanızın bana bıraktığı son ders intikam değildi.”
Nevzat’ın çalışma masasındaki fotoğrafımıza baktım.