Bu sırada “kardeşim” dediğim kadın da aradı. Açtım. Sesi titriyordu. Affedilmek istiyordu. Bir şeyler anlatmaya çalıştı; yalnızlıktan, hatalardan, zaaflardan söz etti. Dinledim. Sonra sadece şunu söyledim: “Benim hayatımda artık yerin yok.” Kısa bir sessizlik oldu. O sessizlikte, yılların yükü hafifledi.
Boşanma günü yaklaştıkça şehir daha parlak görünüyordu. Kendime küçük rutinler edindim. Sabahları erken kalkıp yürüyüş yaptım. Kahvemi aynı masada içtim. Aynaya baktığımda, yüzümdeki çizgiler değişmemişti ama bakışlarım farklıydı. Kendimle yeniden tanışıyordum.