Annem.”
O anda bir şey yerine oturmuyordu.
Bebeğe baktım.
Sonra Burak’a.
“Bir dakika. Bu leke Gökçe’de de varsa bunun bizim bebeğimizle ne ilgisi var?”
Ceyda’nın yüzü birden değişti.
Bana değil, Burak’a bakıyordu.
“Evet,” dedi. “Ne ilgisi var?”
Burak sessiz kaldı.
“Burak?”
Kardeşim gözlerini kapattı.
İşte o an gerçekten korktum.
“Bana kızmayın,” dedi.
Ceyda birkaç adım geriledi.
“Neyi yaptın?”
Burak ellerini birbirine kenetledi.
“Yıllar önce çocuk sahibi olamayabileceğimi öğrendiğimde bunu kimseye söylemedim.”
Ceyda’nın yüzünden kan çekildi.
“Ne?”Doktorlar ihtimalin çok düşük olduğunu söyledi. Sana anlatmaya korktum.”
“Biz yıllarca tedavi gördük!”
“Biliyorum.”
“Peki bu bebek?”
Burak ağlamaya başladı.
“Tüp bebek merkezine verdiğimiz örnekler… Benim örneklerim değildi.”
Odadaki herkes dondu.
Ceyda’nın sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“Kimin?”
Burak bana baktı.
“Gökçe’nin oğlunun.”
Başım dönmeye başladı.
“Gökçe’nin… oğlu mu vardı?”
“Evet.”Burak yıllar önce annemin belgelerini araştırırken Gökçe’nin aslında ölmediğini öğrendiğini anlattı. Gökçe başka bir şehre taşınmış, evlenmiş ve bir erkek çocuk sahibi olmuştu.
Fakat yıllar sonra ağır bir hastalık geçirmişti.
Oğlu Alper, Burak’la iletişime geçmişti.
Burak’ın anlattığına göre ikisi zamanla yakın arkadaş olmuştu.
Sonra Burak korkunç bir karar vermişti.
Kendi çocuk sahibi olma ihtimali neredeyse yokken, Ceyda’nın onu terk etmesinden korkmuş ve Alper’den sperm bağışı istemişti.
Bunu Ceyda’dan gizlemişti.
“Alper kabul etti,” dedi Burak. “Hiçbir zaman ortaya çıkmayacağına söz verdi.”
Ceyda kardeşime tokat attı.
Ses odada yankılandı.
“Bana yıllarca yalan söyledin.”
Burak başını öne eğdi.