G-892JKVGF0C

İKİZ KARDEŞİM İÇİN TAŞIYICI

Cenazeden birkaç gün sonra annemin eşyalarını toplarken bazı belgeler buldum.”

“Ne belgeleri?”

“Doğum kayıtları.”

Kaşlarımı çattım.

“Bizim doğum kayıtlarımız mı?”

“Hayır.”

Burak’ın dudakları titredi.

“Başka bir bebeğe ait.”

İçimde açıklayamadığım bir ürperti dolaştı.

Doktor bir sandalye çekip oturdu.

“Bence artık her şeyi anlatmanın zamanı geldi,” dedi.

Onun yüzüne baktım.

“Annemizi tanıyor muydunuz?”

“Ben sizi dünyaya getiren doktordum.”

Odanın içindeki hava ağırlaştı.

Doktor yıllardır taşıdığı belli olan bir yükü bırakır gibi derin bir nefes aldı.

“Anneniz ikizlere hamileydi. Ancak doğum sırasında ciddi komplikasyonlar yaşandı. Siz ikiniz sağlıklı doğdunuz. Aynı gece hastanede başka bir kadın da bir kız çocuğu dünyaya getirdi.”Bunun bizimle ne ilgisi var?”

Doktor gözlerini yere indirdi.

“Çok ilgisi var.”

Burak sandalyesine çöktü.

Doktor devam etti.

“O gece hastanenin elektrik sisteminde büyük bir arıza yaşandı. Eski kayıt sistemleri çöktü. Doğum servisi karıştı. Ancak asıl sorun bundan sonra başladı.”

Kalbim hızlandı.

“Ne oldu?”

“Diğer bebeğin annesi doğumdan kısa süre sonra hayatını kaybetti. Bebeğin babası ortada yoktu. Fakat hastane yönetiminden biri çok büyük bir hata yaptı.”

Bir süre konuşamadı.

“Bebeğin kimlik bilekliği sizin kayıtlarınızla karıştı.”

Ceyda ağzını kapattı.

“Bir bebek mi karıştırıldı?”

Doktor başını iki yana salladı.

“Hayır. Olay fark edildi. Fakat birkaç saat sonra.”Peki sonra?”

“Anneniz gerçeği öğrendiğinde o bebeği görmüştü. Kimsenin gelip onu almayacağını öğrendi. Çocuğun koruma altına alınacağını söylediler.”

Doktor gözlerini bana çevirdi.

“Anneniz o bebeğin hayatından hiçbir zaman tamamen çıkmadı.”

Ne söylediğini anlamaya çalışıyordum.

“Yani annemiz gizlice başka bir çocukla mı ilgileniyordu?”

“Evet.”

Burak hıçkırarak nefes aldı....Adı Gökçe’ydi.”

O ismi duyduğumda başımı hızla kardeşime çevirdim.

Çünkü o ismi biliyordum.

Çocukluğumuzdan hatırladığım silik bir yüz bir anda zihnimde canlandı.

Annemizin ara sıra ziyaret ettiğimiz, “uzak bir akrabanın kızı” dediği küçük bir kız vardı.

Benden birkaç yaş büyüktü.

Uzun siyah saçları vardı.

Ve yaz aylarında yüzmeye gittiğimiz bir gün sırtında aynı kırmızı lekeyi görmüştüm.

“Gökçe…” diye fısıldadım.

Doktor başını salladı.

“Anneniz onunla yıllarca ilgilendi. Eğitim masraflarını ödedi. Kimseye nedenini anlatmadı. Hastanedeki karışıklık yüzünden kendisini suçlu hissediyordu.”

“Peki Gökçe’ye ne oldu?”

Bu kez Burak cevap verdi.

“Yirmi iki yaşındayken öldüğünü söylediler.”

“Kim söyledi?”
Reklamlar