G-892JKVGF0C

Çocukluk arkadaşım, dul annemi her perşembe akşamı dans etmeye götürüyordu. Sonunda nedenini sorduğumda verdiği cevap, hayatım boyunca unutamayacağım bir gerçeği ortaya çıkardı. Ayrintilar yorumda

Annem pencereye doğru yürüdü.

"İlk aylar evden bile çıkmak istemedim. Sonra bir perşembe Baran kapıyı çaldı. Elinde babanın en sevdiği şarkıların olduğu eski bir CD vardı."

Gülümsedi.

"'Bugün sadece bir şarkı dinleyelim.' dedi."

"Sonra?"

"Bir hafta sonra bir şarkı daha... Sonra küçük bir yürüyüş... Sonra parkta düzenlenen dans gecesi..."

Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

"İlk başta dans edemedim. Sürekli ağlıyordum."

Ben de sessizce dinliyordum.

"Baran bana, 'Amca seni böyle görmek istemezdi.' dedi. O cümleden sonra ayağa kalktım."

Annem derin bir nefes aldı.

"Her perşembe biraz daha iyileştim."

O gün ilk kez annemin acısının tamamen geçmediğini, sadece onunla yaşamayı öğrendiğini anladım.

Aradan birkaç hafta geçti.

Bu kez perşembe akşamı annemin kapısını ben çaldım.

Hazırlanıyordu.

"Baran birazdan gelir." dedi.

"Gelmeyecek."

Şaşkınlıkla bana baktı.

"Neden?"

"Çünkü bu akşam seni ben dansa götüreceğim."

Gözleri doldu.Annem pencereye doğru yürüdü.

"İlk aylar evden bile çıkmak istemedim. Sonra bir perşembe Baran kapıyı çaldı. Elinde babanın en sevdiği şarkıların olduğu eski bir CD vardı."

Gülümsedi.

"'Bugün sadece bir şarkı dinleyelim.' dedi."

"Sonra?"

"Bir hafta sonra bir şarkı daha... Sonra küçük bir yürüyüş... Sonra parkta düzenlenen dans gecesi..."

Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

"İlk başta dans edemedim. Sürekli ağlıyordum."

Ben de sessizce dinliyordum.

"Baran bana, 'Amca seni böyle görmek istemezdi.' dedi. O cümleden sonra ayağa kalktım."

Annem derin bir nefes aldı.

"Her perşembe biraz daha iyileştim."

O gün ilk kez annemin acısının tamamen geçmediğini, sadece onunla yaşamayı öğrendiğini anladım.

Aradan birkaç hafta geçti.

Bu kez perşembe akşamı annemin kapısını ben çaldım.

Hazırlanıyordu.

"Baran birazdan gelir." dedi.

"Gelmeyecek."

Şaşkınlıkla bana baktı.

"Neden?"

"Çünkü bu akşam seni ben dansa götüreceğim."

Gözleri doldu.

"Sen dans etmeyi bilmezsin."

"Gerekirse rezil olurum."

Annem kahkaha attı.

Aylar sonra ilk kez o eski, içten kahkahasını duymuştum.

O akşam belediyenin açık hava etkinliğine gittik.

Müzik başladığında önce ikimiz de çekindik.

Sonra annem elimi tuttu.

"Bir... iki... üç..." diye saymaya başladı.

Adımlarımı sürekli karıştırıyordum.

Yanımızdaki insanlar gülümseyerek bize bakıyordu.

Ben utanırken annem çocuklar gibi gülüyordu.

Şarkı bittiğinde bana sarıldı.

"Biliyor musun?" dedi.

"Baban seni şimdi görseydi seninle gurur duyardı."

O gece eve döndüğümüzde salondaki eski müzik çaları çalıştırdı.

Aylar sonra ilk kez evimizin içinde yeniden müzik çalıyordu.

Birkaç gün sonra bahçeye çıktığında kurumuş çiçekleri temizledi, yeni fideler dikti.

Hayat eskisi gibi değildi.

Babam geri gelmeyecekti.

Ama onun sevgisi, geride kalanların birbirine tutunmasını sağlamıştı.

O günden sonra perşembe akşamları bazen Baran annemi dansa götürdü, bazen ben eşlik ettim.

Ve her seferinde şunu hatırladım:

Gerçek dostluk, bir insanın yokluğunu doldurmaya çalışmak değildir. Gerçek dostluk, o insanın sevgisini yaşatacak kadar vefalı olabilmektir. Babam aramızdan ayrılmıştı ama bize bıraktığı en büyük miras; sevginin, vefanın ve verilen sözlerin ölümden bile daha uzun yaşayabileceğini göstermesiydi.
Reklamlar