G-892JKVGF0C

Kızımı iki yıl önce toprağa verdim

Düğünüm başlamadan hemen önce 5 yaşındaki kızım bana, "Anne, tavşanımın içine bakmadan sakın gitme," dedi. Elime geçen şeyi görünce nikâh salonunu terk etmekten başka çarem kalmadı.

Yıllardır kızım Defne'yi tek başıma büyütüyordum. Babası bizi çok küçükken terk etmiş, hayatımızı birlikte kurmak zorunda kalmıştık. Her kararımı onun mutluluğu için veriyordum.

Ardından Baran ile tanıştım. Hayatıma huzur getirdiğini düşündüm. İlk kez yeniden mutlu olabileceğime inanmıştım.

Ama Defne ona karşı hep mesafeliydi.

Baran yaklaştığında susuyor, ondan uzak duruyor ve bir gece bana korkuyla şunları söyledi:

"Anne, beni onun yanında bırakma."

"Neden yavrum?"

Peluş tavşanına sıkıca sarıldı.

"Çünkü sen olmayınca bana kötü davranıyor."

Bunu duyunca Baran'ı karşıma aldım.

"Yanlış anlamış," dedi. "Bana alışması zaman alacak."

İçimde şüphe kalsa da ailemizin dağılmasını istemedim. Yine de Defne'yi onunla yalnız bırakmadım.

Düğün günü sonunda gelmişti. Misafirler yerlerini almış, Baran nikâh memurunun yanında bekliyordu.

Tam çıkmak üzereyken Defne yanıma geldi. Çiçek tacı dağılmıştı ve tavşanını sımsıkı tutuyordu. Gözlerindeki ifade beni durdurmaya yetti.

"Anne... Lütfen içine bak."

"Sonra bakarız."

"Hayır, şimdi."

Titreyen sesiyle bunu söyleyince eğildim.

Tavşanın içindeki gizli bölmeye uzandım ve sert bir şey çıkardım.

Elime aldığım anda dünyam başıma yıkıldı.

"İmkânsız..."

Defne'nin elini kavrayıp düğün salonundan uzaklaştım.

Ancak dakikalar sonra yaşananlar, salondaki iki yüz kişinin tek bir kelime bile edemeyeceği kadar büyük bir gerçeği gün yüzüne çıkaracaktı.. SONRASI YORUMDA ⬇
Reklamlar