G-892JKVGF0C

Buz Gibi Hortumla Islatılan Babanın İntikamı: Evimden Kovulduğum Gün Her Şeyi Satın Aldım

O gece depodaki kırık kanepede titrerken uykusuz geçirdiğim saatlerde kararımı verdim. Oğlum, tüm servetimi ona verdiğimi sanıyordu. Oysa ben 42 yıllık çalışma hayatım boyunca fazla mesailerimi, emekli ikramiyemi ve babamdan kalan tarlanın parasını akıllıca yatırımlarla değerlendirmiştim. Yıllar önce bir hukukçu dostumun öğüdünü dinleyerek bankadaki ortak borçluluk belgelerimin onaylı kopyalarını şehir merkezindeki özel bir kasada saklamıştım.

Ertesi sabah gün ağarırken sessizce depodan çıktım ve Bursa’daki banka şubesine gittim. Müşteri temsilcim Vedat Bey beni saygıyla karşıladı. Evraklarımı incelediğinde yüzünde kararlı bir ifade belirdi: “Faruk Bey, siz bu kredi sözleşmesinde sadece ikincil bir kefil değilsiniz. Öncelikli mülkiyet ve geri alma hakkına sahip birincil güvencesiniz. Eğer kalan 21.800.000 TL’lik borcun tamamını kapatırsanız, mülkün tek yasal sahibi olursunuz.”

Hesabımda 29.400.000 TL likit fonum vardı. Vedat Bey’e, “Borcun tamamını hemen kapatın ve tapuyu benim adıma tescil ettirin,” talimatı verdim. Tüm resmi evrakları imzaladım.

Ertesi sabah Bora ve Berna, evlerinin efendisi olduklarını sanarak uyandıklarında kapı çalındı. İcra memurları, polis ve avukatım kapıdaydı. Mahkemenin çıkardığı resmi tahliye ve tapu devir kararını ellerine tutuşturduk. Evin %100 yasal sahibi artık bendim.

Bora ve Berna şok içinde neye uğradıklarını şaşırdılar. “Baba bu nasıl olur? Bizim evimiz burası!” diye bağırdı Bora. Ona soğuk bir sesle cevap verdim: “Burası senin değil, benim evim. Beni çamurun içinde hortumla yıkarken bunu düşünmeliydin.”

Onlara eşyalarını toplamaları için tam 24 saat süre verdim. Bora diz çöküp af diledi, Berna ise gözyaşları içinde yalvarmaya başladı. Ancak ne gözyaşları ne de pişmanlıklar 42 yıllık emeğimi ve gururumu çiğnemelerinin bedelini ödemeye yetti. Eşyalarını toplayıp evi terk etmek zorunda kaldılar.

O devasa konakta tek başıma kaldığımda, bahçedeki soğuk depoya baktım. İnsanlara ne kadar değer verirseniz verin, dürüstlüğünüzü ve özsaygınızı asla kaybetmemeniz gerektiğini bir kez daha anladım. Adalet geç de olsa tecelli etmiş, alın teriyle kazanılan hak, kibir ve vicdansızlığa galip gelmişti.

Sizce evladının merhametsizliğine karşı kendi hakkını bu şekilde savunan bir baba haklı mıdır? Vicdan mı yoksa adalet mi önce gelmelidir?

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar