Ben Faruk Demir. 68 yaşındayım. Adapazarı’ndaki et kombinasında 42 yıl boyunca gece gündüz demeden çalıştım. Ellerim kan, işlenmiş et ve ucuz sabun kokardı; ama her sabah gün doğmadan kalkıp ailemin rızkını kazanmanın gururuyla yaşadım. Eşimi kaybettikten sonra tek dayanağım oğlum Bora oldu. Onu varımı yoğumu harcayarak okuttum; İstanbul’da büyük bir yatırım şirketinde kıdemli kredi müdürü oldu. Berna adında, tatlı diliyle zehrini gizleyen kibirli bir kadınla evlendi.
Bir pazar günü Bora, Bursa’daki mütevazı evime geldi. Palmiye Sitesi’nde lüks bir villa bulduğunu, peşinat için 3.800.000 TL’ye ihtiyacı olduğunu söyledi. Tüm birikimimi verdiğim takdirde o devasa evde bana özel bir oda vereceğine ve bir daha asla yalnız kalmayacağıma annemin üzerine yemin etti. Bankaya gidip tüm hayat birikimimi çektim. Oğlumun kredi puanı yetersiz olduğu için banka beni birincil kefil ve ortak borçlu yaptı. Evlat sevgisiyle tüm evrakları gözüm kapalı imzaladım.
Ancak taşındıktan kısa süre sonra kabus başladı. Beni zemin kattaki küçük bir hizmetçi odasına koydular. Zamanla salonda oturmam, mutfakta yemek pişirmem, hatta hassas kumaşlı koltuklara dokunmam bile yasaklandı. Berna, sosyete arkadaşlarının yanında “Mezbaa gibi kokuyor” diyerek beni aşağılıyordu. Sonunda beni bahçenin en ücra köşesindeki soğuk, ahşap alet deposunda yaşatmaya başladılar.
Korkunç kırılma noktası dondurucu bir ocak sabahı yaşandı. Depo buz gibiydi ve tek kalın ceketim evin içindeki dolapta kalmıştı. Sessizce koridora girdiğimde Berna beni gördü ve sanki evlerine hırsız girmiş gibi çığlık attı. Bora hışımla aşağı indi. Soğuktan titreyerek sadece ceketimi almaya geldiğimi söylesem de dinlemedi. Berna’nın “Bu adam evimizi kirletiyor!” kışkırtmasıyla Bora kolumdan tutup beni çamurlu bahçeye fırlattı.
Bora bahçe hortumunu açıp buz gibi tazyikli suyu doğrudan yüzüme ve göğsüme sıktı. “Seni bir hayvan gibi yıkayacağım!” diye bağırdı. Berna o anları cep telefonuyla kaydedip gülerken, komşular bahçe çitlerinin ardından bu acımasızlığı izliyordu. Çamurun içinde dizlerimin üzerine çöktüm, titriyordum. Ancak o an, oğlumun bilmediği büyük bir gerçeği hatırladım…
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.