Sonra durdum.
“Kerem, ne istiyorsun?”
Bu kez yüzündeki şakacı ifade kayboldu.
“Sana bir şey teklif etmek istiyorum.”
Kalbim yeniden hızlandı.
“Ne?”
“Benimle üç günlüğüne kaç.”
Ona anlam veremeden baktım.
“Ne demek kaç?”
“Şehirden. Telefonlardan. İnsanların ne düşüneceğinden. Geçmişten.”
“Kerem…”
“Bodrum’da küçük bir arkadaş evimiz var. Ayrı odalarda kalırız. Sana dokunmamı istemezsen dokunmam. Ama üç gün boyunca kaç yaşında olduğunu düşünmeden yaşamanı istiyorum.”
Donup kaldım.
“Bunun sana ne faydası var?”
Bir adım yaklaştı.
“Belki seni daha yakından tanırım.”
O gece uyuyamadım.
Ertesi sabah ise hayatımda uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım.
Mantığıma değil, içimdeki sese kulak verdim.
Kerem’e mesaj attım.
“Üç gün.”
Cevabı bir dakika sonra geldi.
“Üç gün.”
Bodrum’a vardığımız ilk akşam denize karşı yemek yedik.