Yusuf donup kalmıştı, gözleri büyüdü.
“Köy onun beni terk edip kaçtığını sandı. Ama o, bu evin arka bahçesindeki o yaşlı incir ağacının altında yatıyor,” dedim gözlerimi gözlerinden ayırmadan.
“Ben bir kaçağın dertli dulu değilim Yusuf; ben kendi cehennemini elleriyle söndürmüş, kendi özgürlüğünün bedelini kanla ve vicdan azabıyla ödemiş bir kadınım. On beş yıldır bu bahçeyi terk etmeyişim, o sırrın bekçisi olduğum içindir. Benim ömrüm bir başkasına bağlanamaz, benim hayatım bir evlilik çatısı altına sığamaz. Ben ruhumu bu toprağa gömdüm.”