Gözlerindeki arzu, yerini derin bir merak ve meydan okumaya bıraktı. “Hiçbir sır beni senden vazgeçiremez,” dedi inatla, bir adım daha yaklaşarak.
Şöminenin çıtırtısı odayı doldururken ona doğru döndüm. Artık kaçış yoktu; gerçekler, tutkunun sisini dağıtmak zorundaydı.
“Yusuf, kocam on beş yıl önce bu köyden bir gecede çekip gitmedi,” diye başladım söze. Sesimdeki soğukluk odadaki sıcaklığı bir anda dondurdu. “O adam, bu topraklara dışarıdan gelmiş zengin bir tüccardı. Ama bir canavardı.
Beni döver, bu duvarların arkasında ruhumu parça parça ederdi. Ve bir gece… Ben onun zulmüne boyun eğmeyi bıraktım. Bana elini kaldırdığı son gece, kendimi korumak için aldığım o demir maşa onun kalbine indi.”