Bu sessizlik cevaptan daha ürkütücüydü.
Tam o sırada telefonum çaldı.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Aramayı açtım.
Karşımdaki erkek sesi son derece sakindi.
“Noterden çıktığında doğrudan evine git. O dosyayı kimseye gösterme.”
Donup kaldım.
“Kimsiniz siz?”
Adam hafifçe güldü.
“Kocanın bıraktığı mirasa gerçekten kavuşmak istiyorsan söylediklerimi yap.”
Telefon kapandı.
Avukata baktım.
“Biri bizi izliyor!”
Avukat hemen ayağa kalkarak kapıya yöneldi.
Noter ise son zarfı bana vermek yerine çantasına koydu.
“Buradan birlikte çıkacağız. Bu belgeler artık polis tarafından korunmalı.”
O gün noterden doğruca emniyete gittik.
Kocamın avukatı, elindeki bütün belgeleri yetkililere teslim etti.
Dosyalarda yıllar önceki şirket kayıtları, sahte para transferleri ve annemin kazasından hemen önce yapılan şüpheli ödemeler bulunuyordu.
Fakat en önemli belge küçük bir ses kayıt cihazıydı.
Kocam ölümünden birkaç hafta önce Rauf Karaca’yla gizlice görüşmüş ve konuşmalarını kaydetmişti.
Kaydı dinlediğimizde odadaki herkes sessizleşti.
Rauf’un sesi açıkça duyuluyordu.
“O kadın susmayı bilseydi bugün hayatta olurdu. Sana gerçeği anlattığım gün bile beni korudun. Şimdi vicdan yapmanın anlamı yok.”
Ardından kocamın sesi yükseldi.
“Ben seni korumadım, bana söylediğin yalanlara inandım. Ama artık yaptıklarının hesabını vereceksin.”
Rauf öfkeyle bağırmıştı.Geçmişi kurcalarsan genç karın da zarar görür!”
Kaydın sonunda bir sandalye devriliyor, ardından kapı sertçe kapanıyordu.
Polis hemen soruşturma başlattı.
Rauf’un yurt dışına çıkmaya hazırlandığı öğrenildi.
İki gün sonra havaalanında gözaltına alındı.
Ancak benim aklımda hâlâ tek bir soru vardı.
Kocam benimle neden evlenmişti?
Bana gerçeği anlatmak yerine neden bir yıl boyunca susmuştu?
Cevabı, avukatın birkaç gün sonra getirdiği ikinci mektupta buldum.
“Sevgili eşim, annenin ölümünde doğrudan payım olmasa da ona inanmayarak büyük bir hata yaptım. Yıllarca bunun vicdan azabını taşıdım. Seni bulduğumda babasız ve annesiz büyüdüğünü öğrendim. Sana yardım etmek istedim ama geçmişimden dolayı bana güvenmeyeceğini düşündüm.”
Mektubu gözyaşları içinde okumaya devam ettim.
“Seninle ilk tanıştığımızda bana yalnızca varlıklı olduğum için yaklaştığını biliyordum. Bunu senden saklamayacağım. Fakat seninle vakit geçirdikçe içindeki yalnızlığı gördüm. Ben de hayatımın son yıllarında yapayalnızdım. Evlilik teklifimi kabul ettiğinde bunun ikimiz için de bir sığınak olacağını düşündüm.”
Bir an durup geçmişi hatırladım.
Kocam beni hiçbir zaman aşağılamamıştı.
Yaşımla ilgili yapılan şakalara karşı beni savunmuş, eğitimime devam etmem için cesaretlendirmişti.