Annem öldürüldü mü?”
Avukat ağır ağır başını salladı.
“Kocanız bunu ölümünden yaklaşık iki yıl önce öğrendi.”
Boğazım düğümlendi.
“Kim yaptı?”
Noter önündeki dosyayı kapattı.
“Bu sorunun cevabı son zarfta bulunuyor. Fakat önce öğrenmeniz gereken başka bir gerçek var.”
O sırada avukat bana ikinci bir fotoğraf uzattı.
Fotoğrafta annem, kocam ve tanımadığım başka bir adam vardı.
Adamın yüzünü görünce içimde tuhaf bir his oluştu.
Çünkü onu daha önce görmüştüm.
Üstelik çok yakın zamanda.
Kocamın cenazesinde en ön sırada oturan, kendisini eski iş ortağı olarak tanıtan adamdı.
Adı Rauf Karaca’ydı.
“Bu adam kim?” diye sordum.
Avukatın yüzü gerildi.
“Kocanızın eski ortağı. Annenizin ölümünden sorumlu olduğundan şüphelenilen kişi.”
Sandalyeme çöktüm.
“Öyleyse neden hâlâ serbest?”
“Çünkü yıllarca ortada yeterli delil yoktu. Kocanız son zamanlarda yeni belgelere ulaştı. Ancak bunları polise teslim edemeden hayatını kaybetti.”
İçime korkunç bir şüphe düştü.
“Kocamın ölümü gerçekten doğal mıydı?”
Avukat sessiz kaldı.