Ormanda bir mezar taşına rastladım ve üzerinde çocukluk fotoğrafımı gördüm

Farklı nasıl?” “Gözlerin. Bakışın. Ve o zamandan beri orman seni geri çağırıyor.” Çocukluğumda sık sık gördüğüm rüyalar geldi aklıma. Karanlık ağaçlar. Uzakta beni izleyen siluetler. Hiç kimseye anlatmadığım bir his: Bu dünyaya ait değilmişim gibi. “Bu mezar…” dedim kısık sesle. “Gerçek Emre burada yatıyor,” dedi adam. “Sen onun yerine konuldun.” Zeynep ağlamaklı bir sesle, “Yeter!” diye bağırdı. “Bu bir hastalık. Bir efsane.” Ama içimde bir şey kırılmıştı. Bir anlığına mezar taşına dokundum. Ve başımın içinde bir görüntü patladı. Küçük bir çocuk ormanda koşuyor. Ayağı takılıyor. Dereye düşüyor. Soğuk. Karanlık. Nefes alamıyor. Sonra… sessizlik. Ardından ağaçların arasından gelen bir fısıltı: “Yerine geç.” Elimi çektim. Titriyordum. Adam geri adım attı. “Orman aldığını unutmaz,” dedi. “Ama verdiğini de geri istemez. Sen yıllardır yaşıyorsun. Se
Reklamlar