Ormanda bir mezar taşına rastladım ve üzerinde çocukluk fotoğrafımı gördüm

Paslanmıştı ama yazı okunuyordu: “Yerine konulan.” O an zihnimde bir kapı aralandı. Altı yaşıma dair anılarım bulanıktı. Hastane kokusu. Beyaz ışıklar. Annemin ağlayan yüzü. Babamın yokluğu. Bana hep ağır bir ateş geçirdiğim söylenmişti. Günlerce komada kalmışım. Mucize eseri kurtulmuşum. Ya kurtulmadıysam? Birden arkamızdan kuru bir dal sesi duyuldu. Hepimiz irkildik. Ağaçların arasından yaşlı bir adam çıktı. Üzerinde koyu renk bir palto vardı. Yüzü rüzgârla aşınmış gibiydi. “Sonunda geldin,” dedi bana bakarak. Boğazım kurudu. “Beni tanıyor musunuz?” “Tanıyorum,” dedi sakin bir sesle. “Ama sen beni hatırlamıyorsun.” Zeynep öne geçti. “Siz kimsiniz?” Adam gözlerini mezar taşına çevirdi
Reklamlar