G-892JKVGF0C

Kirli Oyuncak Ayının İçinden Gelen Ses

Sonra sert bir şey.

Küçük, metalik bir parça.

Çıkardı.

Eski bir ses kayıt cihazıydı. Çocuk oyuncaklarına konanlardan değildi. Daha farklıydı. Daha profesyonel… ve ürkütücü şekilde gerçekti.

Cihazın üzerinde küçük bir düğme vardı.

Ahmet bir an tereddüt etti. Sonra bastı.

Statik.

Ardından başka bir ses:

“Eğer bunu duyuyorsan… lütfen… beni bul…”

Ses bir kadına aitti. Nefesi kesik kesikti. Arkadan boğuk bir kapı sesi, metal sürtünmesi gibi uğultular geliyordu.

Ahmet’in boğazı kurudu. Bu bir şaka değildi.

Bu gerçekti.

Ve bu ayı… bir yere aitti.

O an aklına bir şey geldi. Mert’in ayıyı bulduğu yer.

Ahmet hızla telefonu aldı, internetten son günlerdeki kayıp haberlerine baktı. Çok sürmedi.Bir haber başlığı gözlerine çarptı:

“Genç kadın kayıp – en son şehir dışındaki yürüyüş yolunda görüldü”

Haberi açtı.

Fotoğraftaki kadın… sesi duyulan kadındı.

Ahmet’in içini buz gibi bir korku kapladı.

Ayı, kadına aitti.

Ve biri… bu ayının içine bir mesaj saklamıştı.

Ertesi sabah Ahmet hiç vakit kaybetmedi. Mert’i komşuya bıraktı ve doğruca karakola gitti. Başta polisler şüpheyle yaklaştı ama kayıt cihazını dinlediklerinde ortam değişti.

Bir saat içinde ekipler, Mert’in ayıyı bulduğu bölgeye yöneldi.

Toprak kazıldı.

Ve birkaç metre ötede… eski bir kulübenin altında gizlenmiş bir kapak bulundu.

İçeride, karanlık bir boşluk vardı.

Ve o boşlukta…

Kadın hâlâ yaşıyordu.

Zayıf, korkmuş ama hayattaydı.

Günlerdir yardım bekliyordu.

Onu kaçıran kişi çoktan kaçmıştı, ama geride bıraktığı şey onu ele vermişti: bir oyuncak ayı.

Kadın, fırsatını bulduğunda cebindeki küçük kayıt cihazını ayının içine saklamış, dışarı atmıştı. Belki biri bulur diye.

Ve o biri… Mert olmuştu.

Akşam Ahmet eve döndüğünde Mert kapıda onu bekliyordu.

“Baba… ayım nerede?”
Reklamlar