Eve döndüklerinde Ahmet saatlerce ayıyla uğraştı. Ilık su, sabun, dezenfektan… Defalarca yıkadı. Dikişlerini açıp içini düzeltti, sonra tekrar dikti. Mert başından hiç ayrılmadı. Sanki o ayı sadece bir oyuncak değilmiş gibi dikkatle izliyordu.
Gece olduğunda Mert, ayıya sarılarak uyudu. Ahmet ışığı kapatmadan önce oğluna baktı. Uzun zamandır ilk kez bu kadar huzurlu görünüyordu.
Tam çıkmak üzereyken battaniyeyi düzeltmek için eğildi. Eli ayının karnına bastı.
“Tık.”
Ses o kadar netti ki Ahmet donup kaldı. Eski oyuncakların içindeki ses kutularını hatırladı. Ama bu farklıydı. Daha keskin, daha mekanik bir sesti.
Sonra statik bir cızırtı duyuldu.
Ve ardından