Çünkü insanın sahip olabileceği en büyük miras, arkasından ‘İyi bir insandı’ denmesidir.”
Yıllar geçti.
Nermin hâlâ hayatta.
Artık 80 yaşında ve her pazar birlikte kahvaltı yapıyoruz.
Ben kendi küçük şirketimi kurdum. Borçlarımı kapattım. Çok zengin olmadım.
Ama huzurluyum.
Bazen insanlar hâlâ aramızdaki yaş farkını konuşuyor.Gerçekten aşk mıydı?” diye soruyorlar.
Ben ise gülümsüyorum.
Çünkü onların bilmediği bir şey var.
Ben 25 yaşında yaşlı ve zengin bir kadınla evlendim.
İlk başta onun parasını istediğimi sanıyordum.
Sonra anladım ki aslında onun parasına değil, hayatımda ilk kez bir insanın bana duyduğu güvene ihtiyacım varmış.
Ve o gün öğrendim:
Bir insanın değeri sahip olduğu servetle değil, elindekini kaybetse bile kim olarak kaldığıyla ölçülür.
Nermin bana milyonlar değil, bunu öğretti.
Ve bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımın en zengin gününün banka hesabımın kabardığı gün değil, birinin bana gerçekten güvendiğini anladığım gün olduğunu biliyorum.