Ben ise kendime sürekli aynı soruyu soruyorum:
gerçekten onu kaybetmiştin, yoksa parasını mı sevdin?Düğünümüz sade oldu.
Nikâh salonun çıktığımızda Nermin koluma girdi.“Artık herkes seni miras avcısı sanacak” dedi.
Başladıeddim.
“Biliyorum.”
“Sen de kendini öyle görmeye başlarsan işte o zaman bitiz.”
İlk aylar oldukça sakindi.
Nermin bana geçmişini anlatmaya başladı.
Gençliğinde öğretmenmiş. Kocasıyla evlendikten sonra almayı bırakmış. Çocuklarını büyütmüş. Ama yıllar içinde devam eden evlilikleri sadece aynı evde yaşayan iki yabancıya dönüşmüş.
Kocasının patlamasında herkesin servetinin peşinde düştü.
Avukatlar, uzak akrabalar, yıllardır görmediği insanlar…
Nermin bir gün bana şöyle dedi:
"Zengin olmak kötü değil. Ama insanların sana neden gülümsediğini bilmemek çok yorucu."
O cümleyi hiç unutmadım.
Bir gece Nermin kimliği fenalaştı.
Hastanedeki doktorlar ciddi bir sağlık sorunu olduğunu bildirdiler....O gece koridorda tek başıma otururken avukatı yanıma geldi.
“Bir şey söylemem gerekiyor.”
“Buyurun.”
“Nermin Hanım vasiyetini değiştirmiş.”
Kalbim hızla atmaya başladı.
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Servetinin büyük bir kısmını sana bırakmış.”Boğazım düğümlendi.
“Ne kadar?”
Avukat rakamı söylediğinde başım döndü.
Hayatımda görmediğim bir paraydı.
Ama hemen ardından başka bir şey söyledi.
“Fakat çok önemli bir şart var.”
“Nedir?”Parayı alabilmeniz için Nermin Hanım’ın ölümünden sonra en az beş yıl boyunca kimseye servetinizi gösterişli biçimde harcamayacaksınız. Ayrıca köşkü ve onun kurduğu vakfı ayakta tutmanız gerekiyor.”
Başımı ellerimin arasına aldım.
Bir an için düşündüm.
Borçlarım bitecekti.
Hayatım boyunca çalışmama gerek kalmayacaktı.
İstediğim arabayı alabilir, büyük bir ev satın alabilir, dünyayı gezebilirdim.Ama içimde bir ses sürekli Nermin’in sözünü tekrar ediyordu: