G-892JKVGF0C

. O An Her Şey Değişti…

Bunu yaparken iki polis memuru ve bir laboratuvar görevlisinden yardım almıştı.

Hepsi kısa süre içinde gözaltına alındı.

Aylar süren yargılamanın sonunda Mehmet hakkındaki bütün suçlamalar kaldırıldı.

Mahkeme, oy birliğiyle beraat kararı verdi.

Cezaevinden çıktığı gün kapının önünde yüzlerce gazeteci vardı.

Ama Mehmet hiçbirine konuşmadı.

İlk yaptığı şey Defne'ye sarılmak oldu.

Küçük kız yıllardır ilk kez rahatça ağladı.

"Baba... Artık eve gidiyoruz değil mi?"

Mehmet diz çöktü.

"Evet kızım. Bu kez kimse bizi ayıramayacak."

Devlet daha sonra Mehmet'ten resmî olarak özür diledi.Maddi tazminat ödendi.

Ancak Mehmet tek bir cümle söyledi.

"Kaybettiğim beş yılı hiçbir para geri getiremez."

Hasan Arslan ise emekliliğini erteledi.

Adalet sistemindeki delil güvenliği için kurulan yeni komisyonun başına getirildi.

Her toplantıda aynı cümleyi tekrar ediyordu.

"Bazen bir dosyada eksik olan şey delil değil, vicdandır."

Yıllar sonra Defne hukuk fakültesini bitirdi.

Savcı olduğunda ilk ziyaret ettiği yer eski cezaevi oldu.

Artık kullanılmayan ziyaret odasının önünde uzun süre sessizce durdu.

Çocukken babasının kulağına fısıldadığı o birkaç kelimeyi hatırladı.

Eğer o gün korkup susmuş olsaydı, masum bir insan çoktan hayatta olmayacaktı.

Basın mensupları ona yıllar sonra aynı soruyu sordu.

"O gün babanıza tam olarak ne söylemiştiniz?"

Defne gülümsedi.

"Gerçeğin saklandığı yeri söyledim."

Sonra ekledi.

"Asıl mucize benim fısıltım değildi. Birilerinin sonunda o gerçeği dinlemeye karar vermesiydi."

Çünkü adalet, bazen en güçlü delille değil, en küçük sesin duyulmasına cesaret eden insanların sayesinde yerini bulur.
Reklamlar