Başını eğdi.
“Derya…”
“Elbette kilolu oldum. Zaman geçti. İnsan değişir. Sen de değiştin. Ama sevgi, insanın bedeni değiştiğinde kapıdan çıkıp gitmek değildir.”
Ayağa kalktım.
“Bana verdiğin en büyük ders, kendimi senden daha fazla sevmem gerektiğini öğretmen oldu.”Tam çıkarken arkamdan seslendi.
“Hayatında biri var mı?”
Döndüm.
“Evet.”
Yüzü gerildi.Kim?”
“Beni olduğum kişi olarak gören biri.”
O akşam eve döndüğümde Kerem beni kapıda karşıladı.
Elinde küçük bir çiçek demeti vardı.
“Nasıl geçti?”Geçmişi kapattım.”
Gülümsedi.
“Peki şimdi?”
Elimi tuttu.
“Şimdi hayatıma bakıyorum.”Aradan bir yıl geçti.
Bir sabah aynanın karşısında dururken eski geceliğimi dolabın en arkasında buldum.
Elime aldım.
Bir zamanlar o geceliğin içinde kendimi çirkin ve yetersiz hisseden kadını hatırladım.
Oysa sorun bedenimde değildi.Sorun, beni yalnızca dış görünüşüm üzerinden değerlendiren bir adamın sözlerini kendi gerçeğim sanmamdı.
Geceliği dolaba geri koydum.
Aynaya baktım.
Hâlâ birkaç kilom fazlaydı.
Hâlâ kusurlarım vardı.Ama artık yüzümde başka bir şey vardı.
Huzur.
O gün Kerem yanıma geldi ve bana sarıldı.
“Hazır mısın?”
“Neye?”Hayatımızın yeni bölümüne.”
Gülümsedim.
“Ben zaten yeni bölüme çoktan başladım.”
Kocam beni kilolu olduğum için terk etmişti.
Ben ise onun bıraktığı yerde kalmamıştımÇünkü bazen bir insanın hayatından çıkması, hayatınızın eksilmesi anlamına gelmez.
Bazen o gidiş, kendinize geri dönmeniz için açılan kapıdır.
Ve benim ona verdiğim en büyük ders, başka bir adamla mutlu olmak değildi.
Onun sevgisine ihtiyacım olmadan da kendimi sevebileceğimi öğrenmekti.