Yeter.”
Murat şaşırdı.
“Ne oldu?”
“Benim kilomu da, ablamın kilosunu da konuşmayı bırak.”
Murat’ın yüzü değişti.
Derya devam etti:
“Sen ablamı benimle kıyasladıkça onu üzüyorsun. Beni övdüğünü sanıyorsun ama aslında beni de rahatsız ediyorsun. Çünkü bir kadının değerini kilosuyla ölçüyorsun.”
Murat ilk kez söyleyecek söz bulamadı.
O gece ben odama çıktım.
Birkaç dakika sonra kapı çaldı.
Murat içeri girdi.
“Özür dilerim,” dedi.
Yüzüne baktım.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Beni kırdığını kabul ediyor musun?”
Başını eğdi.
“Evet.”
“Peki bunu neden yaptın?”
Uzun süre düşündü.
“Sanırım kendi özgüvensizliğimi senden çıkardım.”
Bu cevap beni şaşırttı.
Çünkü ilk kez gerçek bir itiraf duyuyordum.
Ama özür dilemek, kırılan her şeyi anında onarmıyordu.
O gece ona şunu söyledim:
“Beni tekrar sevmeye çalışmana gerek yok. Önce bana saygı duymayı öğren.”
Murat başını salladı.
Sonraki aylar boyunca gerçekten değişmeye çalıştı. Bir daha kilom hakkında tek bir yorum yapmadı. Beni kardeşimle kıyaslamadı. Birlikte yürüyüşe çıkmayı teklif ettiğinde bile bunu “zayıflamam için” değil, beraber vakit geçirmek için yaptığını özellikle söyledi.
Ben de zamanla ona yeniden güvenmeyi öğrendim.
Fakat hayatımın en büyük dersini çoktan almıştım.